Biyoloji 1 Ünite Özetleri

UNİTE 1 – 1. KONU BİLİMSEL BİLGİNİN DOĞASI VE BİYOLOJİ

NELER ÖĞRENECEĞİZ?
Bu ünitenin sonunda;
I. BİLİMSEL BİLGİNİN DOĞASI VE BİYOLOJİ
1. Genelde Bilginin Özelde Biyolojinin Doğası
a)Bilimsel Yöntem
b)Biyolojide Elde Edilen Bilgilerin Tarihsel Değişimi
c) Biyolojide Kullanılan Çeşitli Çalışma Süreçleri
d)Teori Ve Kanun
2. Biyolojinin Günlük Hayatta Karşılaşılan Problemlerin Çözümüne Sağladığı Katkılar
a)Çevre ve Biyoloji
b)Sağlık ve Biyoloji
c) Enerji İhtiyacı ve Biyoloji
d)Adli Uygulamalar ve Biyoloji
e)Meslek Olarak Biyoloji
3. Biyolojide Çalışma Alanları
4. Biyolojinin Diğer Bilimlerle İlişkisi
II. CANLILARIN ORTAK ÖZELLİKLERİ
1. Canlı Ve Cansız Varlıklar Arsındaki Farklar
2. Canlıların Ortak Özellikleri
a)Hücreli Yapı Ve Organizasyon
b)Beslenme
c) Solunum (Enerji Üretimi)
d)Boşaltım
e)Hareket
f) Üreme
g)Büyüme ve Gelişme
h)Uyarılma ve Tepki Verme
i) Ortama Uyum

 

Tarafsız gözlem ve deneylerle elde edilen düzenli bilgi birikimine bilim adı verilir.
İnsanların merakını uyandıran her şey bilimin konusunu oluşturur. Bilimsel çalışmalarla
uğraşan bilim insanlarının sahip olduğu bazı özellikler aşağıda verilmiştir.
Bilim, deney ve mantık temelli olması ile diğer bilgi edinme yöntemlerinden
ayrılmaktadır. Bilimin sunduğu bilgiler çeşitli delillerle desteklenmiştir. Sunulan bilgiler
diğer bilim insanları tarafından sorgulanabilir, kontrol edilebilir. Sınana bilirlik
adı verilen bu özellik bilimsel olanı olmayandan ayırt etmede kullanılan önemli bir
ölçüttür. Bilimde tek bir bilimsel metot yoktur.
Bütün canlılar hücre veya hücre gruplarından meydana gelmiştir. Hücreler
DNA, RNA, protein, karbonhidrat, yağ, mineraller (Ca,Mg,Fe, ve P) ve su gibi benzer
kimyasal maddelerden oluşur.
Biyolojinin kelime anlamı canlı bilimi veya yaşam bilimi olarak verilebilir. Bir
bilim dalı olarak biyoloji canlıları tüm yönleriyle inceleyen bir sistemdir. Biyolojik
olayların daha detaylı incelenebilmesi ve bilgilere daha kolay ulaşılabilmesi için zaman
içerisinde biyoloji; zooloji, botanik, morfoloji, histoloji ve genetik gibi birçok alt
dallara ayrılmıştır. Biyoloji günümüzde çevre sorunları, tıp ve eczacılık, adli vakalar,
tarım ve endüstri gibi çok yaygın bir kullanım alanına sahiptir
Deoksiribonükleik asit veya kısaca DNA, tüm organizmalar ve bazı virüslerin
canlılık işlevleri ve biyolojik gelişmeleri için gerekli olan genetik talimatları taşıyan
bir nükleik asittir.
Fotosentetik ototroflar (fotosentez yaparak besin üretenler) ve kemosentetik
ototrofar (kemosentez ile besin üretenler) olmak üzere ikiye ayrılır.
* Herbivorlar: (otçullar) bitkilerle beslenenler. (geviş getiren memeliler,
kemiriciler,bazı böcekler)
* Karnivorlar: (etçiller) hayvansal besinlerle beslenenler. (tüm etçiller, kediler,
birçok deniz hayvanı)
* Omnivorlar: Hem bitkisel hem de hayvansal besinlerle beslenenler: (insan,
evsıçanı, ayı)
Anaerobik solunum veya Oksijensiz solunum oksijen yokluğunda, enerji
üretmek için moleküllerin oksidasyonu (indirgenme) yoluyla enerji (ATP) üretilmesidir.
Aerobik solunum (Oksijenli solunum) ile temel farkı, oksijen kullanılmamasıdır.
Canlıların çoğu oksijenli solunum yapar. Besin moleküllerindeki enerjinin
hücrelerde oksijen kullanılarak açığa çıkarılmasına oksijenli solunum denir. İnsanlar,
hayvanlar, bitkiler, bakteriler ve mantarlar oksijenli solunum yaparlar.

Her canlıda metabolizma olaylarına bağlı olarak atık ürünler oluşur.Hücrelerde
metabolik olaylar sonucunda oluşan bu atık maddelerin canlılardan uzaklaştırılmasına
boşaltım denir.
* Boşaltım sayesinde canlılar kararlı bir iç ortam oluştururlar.
* Her canlı grubunun kendine özgü boşaltım mekanizmaları bulunmaktadır.
Eşeysiz Üreme: Tek canlıdan döllenme olmaksızın yeni bireyler oluşturulması-
dır. Mitoz bölünme yoluyla gerçekleşir. Mitoz bölünme bir hücrenin kendi genomunu
eşleyerek iki yavru hücre şeklinde bölünmesidir.
Eşeyli Üreme: Canlılara ait üreme hücrelerinin döllenmesine bağlı olarak yeni
bireylerin oluşturulmasıdır.
Tek hücreli canlılarda büyüme sitoplazma hacminin, çok hücreli canlılarda ise
hücre sayısının artması ile olur. Kural olarak, bitkilerde meristem (sürgen) dokunun
varlığı nedeni ile hayvanlardan farklı olarak sınırsız büyüme görülür.
Canlının yaşamı boyunca geçireceği değişikliklerin bilgisi DNA’larında taşınır.
Canlılar iç ve dış çevreden gelen çeşitli uyarıları algılayabilme yeteneğine sahiptir.
Canlı varlıklar çevrelerinden gelecek uyarılara açıktırlar. Bunun anlamı canlılar
çevrelerindeki değişiklikleri algılar ve bunlara tepki gösterebilir.
Canlıda yaşamın sürdürülmesi sırasında gerçekleşen tüm kimyasal tepkimelerdir

UNİTE 2 – 1. KONU CANLILARIN YAPISINI OLUŞTURAN BAŞLICA KİMYASAL MADDELER

NELER ÖĞRENECEĞİZ?
Bu ünitenin sonunda;
I. CANLILARIN YAPISINI OLUŞTURAN BAŞLICA KİMYASAL MADDELER
1. İNORGANİK BİLEŞİKLER
a) Su
b) Mineraller
c) Asitler
d) Bazlar
e) Tuzlar
2. ORGANİK BİLEŞİKLER
a) Karbonlu Bileşiklerin Canlılar İçin Önemi
b) ATP (Adenozin Tri Fosfat)
c) Karbonhidratlar
d) Yağlar (Lipitler)
e) Proteinler
f) Vitaminler
g) Enzimler
h) Hormonlar
i) Nükleik Asitler
II. DÜZENLİ VE DENGELİ BESLENME

ÖZET

Canlıların yapı ve görev birimi hücredir. Hücre ise atomlardan meydana gelir.
Atomlardan oluşan organik ve inorganik bileşikler düzenli bir orgaizasyonla
hücreyi meydana getirirler. Canlıların temel bileşenleri kimyasal yapılarına göre şu
şekilde gruplandırabilir.
Metabolizma olaylarının devam edebilmesi için su oranının belli bir değere
sahip olması gerekir. Örneğin su oranının % 15’in altına düşmesi durumunda enzimlerin
çalışması olumsuz yönde etkilenir.
Bu şekilde su moleküllerinin birbirinden kopmadan bir arada kalmaları özelli-
ğine kohezyon adı verilir.
Bir çözeltinin asitlik veya bazlık derecesini tarif eden ölçü birimidir. Açılımı
“Power of Hydrogen” (Hidrojenin Gücü)’dir. Suyun pH değeri 7; kolanın 2,5 ve sirkenin
ise 2,9 dur.
Suda çözündüğünde H+ iyonu veren bileşiklere asit denir. Organik veya inorganik
yapıda çeşitleri vardır. Turnusol kağıdını kırmızıya dönüştürürler.
İnorganik asitler:
Minerallerden ve metal olmayan maddelerden yapılan asitlere, inorganik asitler
adı verilir. Yaygın inorganik asitler arasında, sülfürik asit (H2SO4), hidroklorik asit
(HCl), nitrik asit(HNO3) ve fosforik asit (H3PO4) yer alır. Endüstri her yıl bu asitlerden
milyonlarca üretir.
Organik asitler:
Bitkiler ve insanlar, organik asitler adı verilen çeşitli asidik karbon bileşimleri
üretir. Bunların çoğu zararsızdır; meyveler ve diğer yiyeceklere tat verir.
Suda çözündüğü zaman OH– iyonu veren bileşiklere baz denir. Organik veya
inorganik yapıda çeşitleri bulunur. Turnusol kağıdını maviye dönüştürürler. Asit ve
bazların reaksiyona girmesi ile tuzlar oluşur.

Tuz bazdaki artı yüklü iyonla asitteki eksi yüklü iyondan meydana gelir. Asitle
baz arasındaki tepkime nötrleşme tepkimesi olup bu esnada tuz ve su ortaya çıkar.
Yapısında mutlaka karbon, hidrojen ve oksijen bulunan bileşiklere organik bileşikler
denir. Karbonhidratlar, yağlar, proteinler, vitaminler, nükleik asitler, enzimler
ve ATP gibi moleküller canlıların yapısındaki organik bileşiklerdir.
Organik bileşikler canlılar tarafından üretilen moleküllerdir.
Karbon (C), hidrojen (H) ve oksijenden (O) oluşurlar. (CH2O)n formülü ile gösterilirler.
Canlılarda birinci dereceden enerji verici olarak kullanılırlar.
Yapılarındaki karbon ve hidrojen oranı fazla, oksijen oranı düşük olan organik
besinlerdir. Bundan dolayı oksijenli solunumda kullanıldıklarında çok miktarda
enerji (ATP) ve 9,45 oluştururlar. 1 gramı 9,45 kcal enerji verir. Suda çözünmezler,
ancak eter, kloroform gibi organik çözücülerde çözünürler.
Tüm çeşitlerinin yapısında karbon, hidrojen, oksijen ve azot bulunurken bazı-
larında kükürt ve fosfor da bulunabilir.
Proteinler hücrenin temel yapı maddesidir. Enzimlerin ve hormonların yapısı-
na katıldıklarından dolayı düzenleyici olarak ta görev yaparlar. Proteinler ayrıca özel
savunma molekülleri olan antikorların da yapısına katılırlar.
Canlılarda düzenleyici ve direnç artırıcı olarak kullanılırlar. Enerji kaynağı olarak
kullanılmazlar. Bitkilerde fotosentez reaksiyonları ile doğrudan üretilebildikleri
gibi, hayvanlarda öncül maddelerden dönüşüm reaksiyonlarıyla da üretilebilenleri
vardır.
Enzimler; canlılarda gerçekleşen biyokimyasal reaksiyonların aktivasyon enerjisini
düşürerek reaksiyonları hızlandıran ve reaksiyonlardan değişmeden çıkan biyolojik
katalizörlerdir.
Hücrelerde enzimlerin kullanılmaması durumunda biyolojik reaksiyonlar ger-
çekleşemez. Çünkü reaksiyonların gerçekleşmesi için yüksek sıcaklık gerekir.
Örneğin, glikozun dış ortamda parçalanması için 300 °C sıcaklık gerekirken
vücutta enzimlerle 36,5 °C de ve çok hızlı bir şekilde parçalanabilmektedir.
Virüslerde ve bütün canlılarda bulunan organik moleküllerdir. Canlılarda meydana
gelen yaşamsal olaylar nükleik asitlerdeki bilgilerle kontrol edilir. Bu nedenle
nükleik asitlere yönetici moleküller de denir.
Dehidrasyon tepkiyen moleküllerden su kaybının meydana geldiği bir kimyasal
tepkimedir.

UNİTE 3 – 1. KONU CANLILIĞIN TEMEL BİRİMİ HÜCRE

NELER ÖĞRENECEĞİZ?
Bu ünitenin sonunda;
I. CANLILIĞIN TEMEL BİRİMİ HÜCRE
1. Hücre İle İlgili Çalışmaların Tarihsel Gelişimi
2. Hücresel Yapılar Ve Görevleri
a) Prokaryot Hücreler
b) Ökaryot Hücreler
c) Prokaryot Ve Ökaryot Hücrelerin Karşılaştırılması
3. Ökaryot Hücrenin Yapısını Oluşturan Elemanlar
a) Stoplazma
b) Çekirdek
c) Hücre Zarı
d) Madde Geçişi
e) Hücre İskeleti
4. Bitki Ve Hayvan Hücrelerinin Karşılaştırılması
5. Canlılarda Hücresel Organizasyon
6. Hücre Çalışmalarının Tıp Ve Sağlık Alanındaki Gelişmlere Katkısı
a) Kök Hücre
b) Yapay Doku Ve Organ
c) Hücre Ve Doku Kültürü

ÖZET

Hücre, bir canlının yapısal ve işlevsel özellikleri gösterebilen en küçük birimidir.
Hücre; Latince küçük odacık anlamına gelen “cellula” kelimesinden Robert Hooke
tarafından türetilmiştir.
1855 yılında R. Virchow’un eklediği bilgilerle hücre teorisi bugünkü halini aldı.
Hücre Teorisi:
1. Bütün organizmaların temel yapı ve görev birimi hücredir.
2. Her hücre kendinden önceki hücrenin bölünmesi ile meydana gelir.
3. Her hücrenin kalıtım maddesi kendi içinde bulunur.
4. Canlılarda hayatsal olaylar hücre içinde gerçekleşir.
5. Bütün organizmalar, bir veya birden fazla hücreden meydana gelirler.
Çekirdek zarı ile hücre zarı arasını dolduran sitoplazma; yumurta akı kıvamında,
yarı akışkan (kolloidal) bir yapıdır.
Organeller hücrede özel yapısı ve görevleri olan birimlerdir. Organel hücre
içerisinde bulunan kendi içinde özelleşmiş yapılardır.

Golgi aygıtı Üst üste dizilmiş yassı keseciklerden oluşur. Granülsüz endoplazmik
retikulumdan meydana gelmiştir.
Lizozom çeşitli sindirim enzimlerini içeren, lipoprotein yapıda tek katlı zarla
çevrili organellerdir. Alyuvar hücreleri dışında kalan hayvan hücrelerinde bulunur.
Ribozom tüm hücrelerde bulunan zarsız bir organeldir. Protein ve ribozomal
RNA (rRNA) dan yapılmıştır.
Sentrozom zarsız bir organeldir. Birbirine dik konumlu silindirik yapıdaki iki
sentriolden oluşmuştur. Sentrioller hücre bölünmeye hazırlandığı dönemde eşlenir.
Mitoz bölünme başladığında çekirdeğin iki karşıt bölgesine giderek mikrotü-
bülleri oluşturur.
Kofullar tek katlı zarla çevrili, içi sıvı dolu keseciklerdir. Hücre içinde oluşan
artıkların, besinlerin ve fazla sıvıların depolandığı yapılardır.
118

Mitokondri bakteriler, arkeler gibi prokaryot hücreler ve memeli alyuvarları dı-
şında oksijenli solunum yapan tüm hücrelerde bulunur. Çift zarlı bir yapıya sahiptir
Plastitler bitkilerde ve öglena gibi bazı tek hücreli canlılarda bulunurlar. Plastitler
yapı ve görevlerine göre kloroplast, kromoplast ve lökoplast olmak üzere üç
grupta incelenirler.
Çekirdek hücrenin kalıtım ve yönetim merkezidir. Prokaryotlarda zarla çevrili
gerçek bir çekirdek yoktur. Bu canlılarda genetik bilgi çekirdek alanı (nüklear alan)
denilen bir sitoplazma bölgesinde bulunur.
Hücre zarı hücre zarı hücreyi dış ortamdan ayıran, sitoplazmayı dağılmaktan
koruyan çok ince bir yapıdır. Hücre zarı hücrenin madde alışverişini düzenleyen canlı,
esnek, seçici-geçirgen bir yapıdır. Hücre zarının yapısı protein, yağ ve karbonhidratlardan
meydana gelir.
Hücrelerin canlılıklarını korumaları ve sürdürebilmeleri için madde alışverişi
yapabilmeleri gerekir.
Madde alışverişi sayesinde hücrede gerçekleştirilecek metabolik faaliyetler
için ihtiyaç duyulan organik ve inorganik maddelerin alınması, metabolik olaylar
sonucu oluşan artık maddelerin ve ürünlerin de dışarı atılması gerçekleşir

Hücre iskeleti de hücreye destek sağlayan yapıların bütünüdür.
Prokaryot ve ökaryot hücre tipinde ortak olan özellikler:
* Benzer yapıda hücre zarı.
* Genetik bilginin DNA aracılığıyla kodlanması ve aktarılması.
* Transkripsiyon ve translasyon mekanizmalarının ve ribozomların benzer olması.
* Ortak metabolik yolların bulunması. (ör: glikoliz)
* Kimyasal enerjiyi ATP olarak depolamak için kullanılan mekanizmanın benzer
olması (prokaryotların hücre zarında, ökaryotların mitokondri zarında).
119

* Benzer fotosentez mekanizmaları.
* Zar proteinlerini sentezleme ve hücre zarına yerleştirmede kullanılan mekanizmanın
benzerliği.
* Benzer yapıda proteazomlar (protein sindiren yapılar).
Canlılar yaşamlarını sürdürebilmek için beslenme, solunum, dolaşım, boşaltım,
üreme gibi yaşamsal faaliyetleri gerçekleştirirler. Tek hücreli canlılarda yaşamsal
faaliyetler tek hücre içerisindeki organeller tarafından gerçekleştirilir
Çok hücreli canlılarda aynı yapı ve görevdeki hücreler birleşerek DOKULARI,
dokular birleşerek ORGANLARI, organlar birleşerek SİSTEMLERİ
Bazı tek hücreli canlılar bölünerek çoğaldıklarında birbirlerinden ayrılmayarak
kolonileri meydana getirirler. Bu kolonilere örnek olarak Gonium, Pandorina ,Eodorina
kolonisi Volvoks kolonisi
Kök hücreler vücudumuzda bütün dokuları ve organları oluşturan ana hücrelerdir.
Henüz farklılaşmamış olan bu hücreler sınırsız bölünebilme ve kendini
yenileme, organ ve dokulara dönüşebilme gibi yeteneklere sahiptir. Bu özellikleri
bakımından kök hücreler kanser, sinir sistemi hastalıkları (Alzheimer) ve hasarları,
metabolik hastalıklar (diabet), organ yetmezlikleri, romatizmal hastalıklar, kalp hastalıkları,
kemik hastalıkları ve daha birçok alanda kullanıma sahiptirler.

 

Önerilen makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir