AKAİD 1 DERS ÖZETİ

ÜNİTE 1 – AKAİD İLMİ1 KONU – Dinin Kaynağıİlk insan ve ilk peygamber olan Hz.  Adem’e bildirilen din tevhid dini olarak bilinmektedir. İlk peygamberimiz ve ardından gelen tüm peygamberler insanlara        Allah’ın varlığını, birliğini, ahireti ve peygamberliği anlatmaya çalışmıştır. Allah tarafından gönderilen tüm peygamberlere tebliğ edilen dinlerde inanç kuralları aynıdır. Bu ortak olan dine ise “İslam” adı verilir. Ancak insanları beşerî sebeplerden tebliğ edilen dinlerden uzaklaşmış ve birçok yenilikler yapmışlardır. Bu sebeplerden dolayı Allah yeryüzüne peygamberler göndererek eskideki dinleri asıl şekliyle öğretmeye çalışmıştır. Öğrenemeyen topluluklara ise adı farklı ama kuralları aynı olan yeni dinler göndermiştir. İnsanların sonradan değişmesine rağmen Allah tüm insanlığı en güzel şekilde yaratmıştır.

2 KONU – Akaidin Tanımı, Konusu ve Amacıİslam dini açısından büyük bir öneme sahip olan akaid kelimesi Müslümanlık inancında inanılması farz olarak kılınmış kural ve hükümlerine, imanın esaslarına genel olarak verilen addır. Bu ilimde Allah’ın birliği, varlığı, fiilleri ve sıfatları bir bütün olarak ele alınır. Bu gibi konuların ardından peygamberlere, meleklere ve Allah tarafından gönderilen kitaplara iman edilmesi ve hükümleri konu olarak işlenir. Öldükten sonra yeni bir hayatın başlangıcı olan Ahiret ve günlük yaşantılarımızda karşımıza çıkan kaza ve kader konuları da akaid ilminin diğer konuları arasında yer alır. Özet olarak bu ilim İslam dininde yer alan temel inançların ve bu inançların şartlarını insanlara izah etmekle yükümlüdür.

3 KONU – İslam Akaidinin Temel ÖzellikleriAkaid ilmi Müslümanlık için ilk şartlardan birisi olan inancın esaslarını ve bu esasların altında yatan gerçekleri insanlara öğreterek Dünya hayatında daha huzurlu bir hayat yaşamalarını sağlamaktadır. Temel görevlerinden bazıları ise şunlardır:

  • İman esaslarının ispatlanması, izahı ve yorumu gibi görevleri yerine getirmek,
  • Gönülden iman etme ihtiyacı olan insanlara rehberlik yapmak,
  • Yanlış düşünceye sahip olan insanların görüşlerini İslam temelli olarak çürütmek,
  • Evren üzerinden Allah’tan başka ilah olmadığını göstermek ve Müslümanlık inancına sahip olan kişilerin güzel ameller gerçekleştirmesini sağlamak,
  • Yalandan yapılan imanlar yerine her insanın yaratıcısına gönülden ve sadakat ile bağlanmasını sağlamaktır.

4 KONU – İslam Akaidinin KaynaklarıBirçok insanın gönülden iman etmesi yolunda çalışan İslam akaidinin temel kaynakları Kur’an-ı Kerim ve peygamber efendimiz tarafından söylenen hadislerdir. Bu ilim için gerekli olan esaslar bu kaynaklarda açık bir şekilde yer almaktadır. İslam dininin yol göstericisi olan Kuran içerisinde Allah’a, meleklere, peygamberlere ve meleklere iman edilmesi gerektiğini anlatan birçok ayet yer almaktadır. Hadisler içerisinde de bu iman şartları peygamberimiz tarafından çok kez dile getirilmiştir. Akaid ilminin yararlandığı diğer kaynakları içerisinde birçok bilim tarafından da yararlanılan akıl ve duyu organları yer almaktadır. Her insana eşit olarak verilen bu duyu organları direk bir kaynak olarak görülmese de diğer kaynakları anlayabilmek için bir araçtır.

ÜNİTE 2 – İMAN VE MAHİYETİ1 KONU – İman ve İmanın Mahiyetiİman kelimesi İslam dininde Allah’ın gönderdiği kitaplara, peygamberlere, meleklere ve Allah tarafından tamamen yasaklanmış olan her şeye kalben inanmak ve bunu dile getirmek anlamını taşır. Her insanın içinde yatan iman derecesini yalnızca Allah bilebilir. Diğer insanlara tarafından görülebilen boyutu ise emredilmiş olan namaz, oruç, zekât vb. şartların yerine getirilmesidir. Bir insanın iman derecesi ve bu konudaki bilgi düzeyine göre farklı isimler almıştır.

Taklidi-Tahkiki İman: Yeterli kanıtlara dayanmadan yalnızca anne, baba ve çevredeki insanlardan duyarak edinilen iman derecesine taklidi iman adı verilmiştir.

İcmali-Tafsili İman: İmanının ilk derecesi olarak da bilinen ve tevhid, şahadet kelimelerinin kalpten inanılarak söylendiği iman türüne verilen isimdir.2 KONU – İman ve Amel Arasındaki İlişkiİslam dininde yer alan kavramlardan birisi olan amel insanların kendi iradesiyle yapmış olduğu davranış, iş ve eylemlere verilen addır. İman ve amel birbirinden farklı anlamlara gelen kavramlar olsa da aralarında çok sıkı bir bağ bulunmaktadır. Burada dikkat edilmesi gereken en önemli nokta ise iki kavram ayrılmaz bir bütün değildir. İyi ameller yerine getirmeyen insanlar kalpleri iman ile doluysa, işlemiş oldukları günahları helal saymadıkları sürece Allah katında mümin olarak görülmektedir. Bu iki kavram arasında en önemli bağlantı ise kalbiyle ve diniyle tamamen imana sahip olan bir kişi güzel ameller yapma gayesi ile yaşamını sürdürür. Yaşamı boyunca yaptığı amellerin en temel sebebi kalbinde ve diline bulunan Allah imanı da diyebiliriz.3 KONU – İmanın Geçerli Olmasının ŞartlarıBir insanın sahip olduğu imanın geçerli olarak sayılabilmesi ve ebedi kurtuluş olarak bilinen Cennet’e gidebilmesi için bazı şartlar mevcuttur O şartlardan bazıları ise şunlardır:

  • İman yeryüzünde insanın kendi hür iradesine dayalı bir tercih olması gerekir. Dünya hayatından umudur kesmesi, tehdit veya baskı durumlarında gerçekleşen imanlar geçerli değildir. Daha önceden mümin olarak hayat sürmeyen bir kişi son nefesinde azabı fark ederek “iman ettim” derse bu gerçek bir iman değildir.
  • Bir Müslüman iman şartları arasında yer alan esasları inkâr edecek tutum ve davranışlardan kesin olarak kaçınmalıdır.
  • Bir mümin Allah’ın merhametinden ne tam olarak emin ne de tam olarak ümitsiz olmalıdır. Bu iki kavram arasında yer alan Müslümanlar gerçek iman etmiş sayılır.

4 KONU – İnanç Bakımından İnsanlarİslam dinine bakış açısı ve imanı bakımından insanlar toplamda üç gruba ayrılırlar. Bunlar:

  • Mümin: Allah’a, O’nun gönderdiği peygamberlere ve Kuranı Kerim’de yazılı olan her şeye gönülden inanan insanlara mümin adı verilir. Bu tür insanlara öldükten sonra Cennet hediye edilecek olup, birçok nimete kavuşacağı müjdelenmektedir.
  • Kafir: İslam dininin en büyük şartlarından olan iman esaslarından birkaç tanesini ya da tamamını inkâr eden kişilere kafir adı verilir. Bir insan kafir olarak ölürse, ebediyet boyunca cehennemde kalacaktır.
  • Münafık: İman esaslarına inandıklarını dili ile söyleyen ancak kalbiyle inanmayan kişilere münafık adı verilir. Allah tarafından bu münafıkların kafirlerle aynı keseye konulduğu birçok ayette yer almaktadır.

 ÜNİTE 3 – ALLAH’A İMAN1 KONU – Allah’a İman ve İslam Akaidindeki Yeri Diğer tüm dinlerde ve inançlar da olduğu gibi İslam dininde bir ilah fikri mevcuttur. Hz. Adem’den itibaren tüm peygamberler, insanlara Allah’ı ve O’na nasıl iman edileceğiniz anlatmaya çalışmıştır. İnsan oğlu her ne kadar yolundan saparsa sapsın, asla bir İlah fikrinden vazgeçememiştir. Çünkü ilah fikri ortadan kaybolduğunda insanlar boşluğa düşer, hayat anlamsız hale gelir. Allah’a iman etmek, İslam dininin temelini oluşturur. Çünkü Allah’a iman eden kişiler; İslam inancına uygun ibadet edebilir, inanç esaslarını kavrayabilir ve ahlaki prensipler kazanabilir. Unutmayalım ki; Müslüman olurken edilen kelime-i şehadet içerisinde Allah’a iman ve Hz. Peygamber’in O’nun kulu ve elçisine inanmaktır. Dolayısıyla Müslüman olmak isteyen bir kişini önce Allah’a iman etmesi gerekmektedir.2 KONU – Allah İnancının Fıtriliği Allah inancı tüm insanların fıtratında vardır. Bu inanç, yaş ilerledikçe kaybolabilir veya başka bir inanca dönebilir. Fakat bunlara neden olan genellikle yaşadıkları toplumun dini inancıdır. İnsanlar ilk doğdukları andan itibaren Allah inancını içlerinde hissederler. Çevrelerinde olup biten her şeyin bir başlangıç noktası ve bir yaratıcısı olduğunu bilmeye ihtiyaç duyarlar.Bebeklikten itibaren Allah inancına sahip olan insanlara, doğru dinine eğilim göstermesi sağlanmaz ise daha düşük canlılara tapmaya başlarlar. Din tarihi boyunca insanların Allah dışında bir şeylere taptığına şahit olunmuştur. Ne yazık ki onlar doğru yolu bulamayan kimseler olarak dünyadan göçüp gitmişlerdir. İnsanın fıtratında olan yaratıcısına, Allah’a inanması onun doğru yola ulaşmasına sebep olur.3 KONU – Allah’ın Varlığı ve Birliği Allah’ın varlığı birçok toplum tarafından bilinmekte ve inkâr edilmemektedir. Fakat birliği konusunda pek çok toplum hemfikir değildir. Birçok toplumun çok tanrılı din anlayışı bulunmaktadır. Bu düpedüz şirk koşmak olduğundan dolayı, insanların günaha girmesine ve müşrik olmasına sebep olmaktadır. Bu sebepten dolayı Allah’ın varlığı ve birliği konusunda pek çok delil ortaya konulmuştur. Bunlar; akli ve nakli deliller olarak ikiye ayrılmaktadır.

  • Akli Deliller: Akla dayanan delillere denir.
  • Hudus delilli: Hudus’un kelime anlamı sonradan meydana gelmektir. Alemin sonradan var edildiği düşünülerek elde edilen delil ise Hudus delildir. Bu delil ise şu şekildedir; Alem bir hadistir ve sonradan meydana gelmiştir. Bunun bir var edeni vardır ki şüphesiz bu da Allah’tır.
  • İmkan delili: Alem varlığı zorunlu değil mümkündür. Bu delilden yola çıkarak; Allah’ın varlığının delili kendi varlığıdır. Bu en büyük delildir.
  • Gaye ve nizam delili: Alem’de bir düzen bir nizam mevcuttur. Bunu sağlayan bir yaratıcının olması gerekmektedir ki şüphesiz bu yaratıcı Allah’tır.
  • Nakli Deliller: Allah’ın varlığı ve birliği dile getirilen Kur’an ayetleridir.

4 KONU – Allah’ın İsimleri Rabbimizin pek çok ismi bulunmaktadır. İsimlerin en güzeli her zaman O’na aittir. Çünkü bunca güzelliği yaratan Allah’ın güzelliği ortadadır. Allah’ın 99 tane adı olduğu ortaya sürülmektedir. Fakat bu sayıdan çok daha fazla ismi vardır, 99 tane bilinmesinin sebebi bu adların beraber okunduğunda sevap kazanılmasıdır. Allah lafzı ise tüm isimleri içinde barındıranıdır. Bu isim, O’ndan başka kimse için kullanılamaz ve hiçbir varlıkta bulunamaz. Allah ismini karşılayacak ne bir söz ne de bir kelam yoktur, bunun tarifi mümkün değildir. Bu sebepten dolayı tercümesi mümkün değildir. Siz O’na hangi adıyla seslenirseniz seslenin, O muhakkak sizi duyandır. İsimlerin en güzeli her zaman O’nundur.5 KONU – Allah’ın Sıfatları İslam dininde Allah’a iman en büyük İslam dinine imandır. Allah’a iman aynı zamanda O’nun sıfatlarına da iman etmektir. Bu sıfatlar zati ve subuti olmak üzere ikiye ayrılmaktadır.

  • Zati Sıfatlar

Zati sıfatlar, Allah’ın zatına ait olan sıfatlardır. O’ndan başka kimseye bu sıfatlar uygun görülemez.

  1. Vücud: Allah’ın var olmasına, vücud denmektedir.
  2. Kıdem: Başlangıcı ve sonu olmayan yani ezeli demektir. Allah’ın başlangıcı ve sonu yoktur.
  3. Beka: Allah’ın varlığının sonu olmamasına, ebedi olmasına denir.
  4. Vahdaniyet: Allah’ın bir olmasına denir.
  5. Muhalefetünli’l-havadis: Allah’ın yaratılan hiçbir varlığa benzememesine denir.
  6. Kıyam bi-nefsihi: Allah’ın var olmak için hiçbir şeye ihtiyaç duymamasına denir.
  • Subuti Sıfatlar

Subuti sıfatlar, varlığı zorunlu olan Allah’ın vacip olan sıfatlarıdır.

  1. Hayat: Diri olmak demektir ve Allah’ın diri olduğu ifade eder.
  2. İlim: Allah’ın ilim sahibi olduğunu ifade eder.
  3. Semi: Allah’ın her şeyi işittiği ifade eder.
  4. Basar: Allah’ın her varlığı gördüğünü ifade eder.
  5. İrade: Allah’ın dilediğini vermesi veya vermemesi tamamen iradesine bağlıdır.
  6. Kudret: Allah’ın her şeye yetecek güç ve takdiri vardır.
  7. Kelam: Allah’ın konuşan bir varlık olduğunu ifade eder.
  8. Tekvin: Yaratmak anlamına gelen tekvin, Allah’ın her şeyi yaratabileceğini ifade eder.

Allah’ın (c.c) zati ve subûti sıfatları yanında fiili sıfatları da vardır. Bu sıfatlardan bazıları şunlardır:

  • Halk: Hâlik ismi, halketme (yaratma) fiiline
    işaret eder.
  • İbda’: Mübdi’ ismi Allah’ın (c.c) benzersiz bir
    şekilde yaratmasını ifade eder.
  • İhya: Muhyî ismi ihya etme (can verme) fiilini gösterir.
  • İmate: Mumît ismi hayata ve canlılığa son
    verenin de Allah(c.c) olduğunu gösteren fiildir.
  • Terzik: Rezzak ismi Allah’ın (c.c) rızık vericiliğini bildirir.

 6 KONU – Allah’a İmanın İnsana Kazandırdıkları Rabbimize iman eden insanların gündelik hayatta kazandığı birçok fazilet bulunmaktadır. Bunlardan bazıları ise şunlardır:

  • Allah’a iman eden insanlar yaşamları boyunca iyi ameller işlemeye gayret ederler. Bu sayede ebedi hayatlarını garantiye almış olurlar.
  • Her yaptığı şeyi gören bir yaratıcının olduğunu bilen kimseler kötülüklerden uzaklaşır.
  • Mal ve şöhretin bu Dünya’da geçici olduğunun farkına varan ve farklı canlıları putlaştırmayan kişiler Allah’a iman edenlerdir.
  • Allah’a iman eden insanlar kendilerine rızık verenin O olduğunu bilir ve cimrilik, açgözlülük gibi huylardan uzak dururlar.
  • İçinde Allah inancı olan kimselerde cesurluk, yiğitlik ve şehit olma gibi hisler bulunmaktadır.
  • Allah inancına sahip olan kimseler Kur’an-ı Kerim’de yer alan erdem insan davranışlarına özen gösterir ve ahlaklı bir insan olarak hayatını sürdürür.

ÜNİTE 4 – MELEKLERE İMAN1 KONU – Meleklerin Varlığı ve MahiyetiKelime anlamı olarak haberci ve elçi anlamlarına gelen melekler duyu organlarımızla algılanamayan varlıklardır. Peygamberlerimize indirilen birçok dini hüküm melekler tarafından ulaştırılmıştır. Bu gibi görevlere sahip olduklarından meleklere iman, dini esaslar arasında ikinci sıradır. Bu varlıkları inkâr edenler, iman hükümlerinin tamamını reddetmiş kabul edilir. Meleklerin duyu organlarıyla var olduklarını anlayamamak, onların olmadığı anlamına kesinlikle gelmez. Bilimsel olarak veya akıl ile onların olmadığına kesin bir kanıt sunulamamıştır. Hiçbir günah işlemeyen bu varlıklar Allah tarafından emredilenleri yerine getirmekle görevlidir. Gözle görülemeyen varlıklar olduğundan yalnızca Kuran’da yer alan ayetler ve hadisler sayesinde bilinmektedir.2 KONU – Meleklerin GörevleriYeryüzünde yer alan hiçbir varlık sebepsiz yere yaratılmamıştır. Melekler ise Allah’a kulluk yapmak ve verdiği görevleri yerine getirmesi için yaratılmıştır. Bu bilgiler ise ayet ve hadislerden elde edilmiştir. Kuranı Kerim’de 4 adet büyük melek olduğu yer almaktadır. Bu melekler ise:

  • Cebrail: Kuran’da peygamberlerimizi ve müminleri destekleyici melek olarak adlandırılan Cebrail, peygamberler ile Allah (c.c) arasında köprü görevi için yaratılmıştır. O’ndan aldığı emirleri eksiksiz peygamberlere iletmektedir.
  • Mikail: Yeryüzünde yaşayan insan dahil tüm canlıların rızkını dağıtmakla ve doğa olayları ile görevli olan melektir. Yağmur, dolu vs. gibi tüm olaylar Mikail meleği tarafından gerçekleştirilir.
  • İsrafil: Kuran’da ismi geçmeyen tek melektir. Hadislerde yer alan bilgilere göre kıyamet gününde Sur’a üflemekle görevli olan melektir.
  • Azrail: Eceli gelen canlıların ruhlarını almakla görevli olan melektir. Kuran’da ve hadislerde ölüm meleği yani Azrail olarak geçmektedir.

3 KONU – Meleklere İmanın İnsana Kazandırdıklarıİman esasları arasında yer alan ve büyük öneme sahip olan meleklere iman etmek insanın koşulsuz olarak kendini İslam’a teslim etmesinin ilk şartıdır. Peygamberlerimize Allah’tan aldığı emirleri getiren bu varlıklara inanmak doğrudan peygamberlere, kitaplara ve Allah’a inanmak anlamı taşır. Bu varlıkların varlığını inkâr eden insanlar diğer iman esaslarını da inkâr etmiş sayılır. Meleklere imanın Rabbimize olan imandan sonra yer alması da bu sebeptendir. İslam dinini tam olarak anlamak isteyen herkesin öncelikle meleklerimize kalpten inanması gerekir.4 KONU – Kur’an-ı Kerim’e Göre CinlerBirçok insanın korktuğu cinler sözlük anlamı olarak kaybolmak, gizlenmek ve gizli kalmak anlamlarını taşımaktadır. Ateşten yaratılan ve oldukça hızlı hareket ettiklerinden hem gözle görülemez hem de sürekli olarak yer değiştirirler. Varlıkları Kur’an-ı Kerim’de geçmekte ve sadece o varlıkların anlatıldığı bir sure yer almaktadır. Cinler de insanlar gibi günah ve sevap kavramlarının yer aldığı varlıklardır. Allah tarafından yaratılan bu varlıkların bazısı inanmış bazıları ise reddetmiştir. Bu varlıklar da yeryüzünde olduğu süre içinde işlediği günah ve yaptıkları sevaplardan sorumludur. Tıpkı insanlarda olduğu gibi cinlerde de erkek ve dişi cinsiyet ayrımı vardır. Tüm bu bilgiler Cin suresinde yer almaktadır.5 KONU – Kur’an-ı Kerim’e Göre ŞeytanlarTüm Müslüman insanlar için yol gösterici olan Kur’an-ı Kerim’de yer alan bilgilere göre şeytan, ateşten yaratılmış ve isyan eden cinler arasında yer almaktadır. Kendisinin ateşten yaratılması sonucunda Allah’a şirk koşmuş ve cezası kıyamet gününe bırakılmıştır. Bu süreye kadar da kötü insanların yaptığı hareketlerden sorumlu tutulmuştur. Kur’an içerisinde Adem’e ve meleklere secde etmeyen İblis adıyla geçmektedir. Bu İblis’in insanlara işlettiği ilk günah ise Hz.Adem ve Havva’nın cennetten çıkarılmasına sebep olmuştur. O zamandan itibaren şeytan, sürekli olarak insanlara vesveseler vererek kötü yollara sapmasına sebep olmaktadır. İyi bir mümin olmanın şartları arasında şeytanın vesveselerine kulak asmamak da yer almaktadır.

Önerilen makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir